2. İletişim Şurası sürüyor! Uzmanlardan yeni dönem için tespit: 'Veri, modern petroldür'
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konferans Salonu'ndaki panel, "Stratejik, Siyasal ve Kamu Odaklı İletişim" başlıklı oturumla başladı. İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı, Stratejik İletişim Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda, hedef kitleye uygun mesajlar üretmenin önemine işaret etti.
"Artık bireysel mesajlar çağındayız." diyen Yiğitbaşı, şunları kaydetti: "Hepimize yönelik algoritmalar beğenilerimize, ilgilerimize, takiplerimize yönelik doğrudan mesajlar bize iletiliyor. Eskiden geleneksel medyada olduğu gibi geniş bir kitleye yönelik mesajlardan çok uzaklaştık. Dolayısıyla hedef kitlemiz kimse, hangi grupsa ona yönelik mesajları da çeşitlendirmek ve buna göre inşa etmek gerekiyor."
Stratejik iletişimin devletin güvenliği ve ulusal çıkarlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Yiğitbaşı, dezenformasyonla mücadelenin milli güvenlik meselesi olduğunu vurguladı. Yiğitbaşı, dezenformasyonla mücadelede devlet, medya ve sivil toplum işbirliğinin önemli olduğuna dikkati çekti.
Türkiye'nin kritik ve önemli bir konumda olduğuna işaret eden Yiğitbaşı, "Devlet kurumlarımızın hiçbir şekilde alternatifi yoktur ve devletimize güven esastır. Biz bu şiarla tüm hedef kitlelerimize ulaşmalı ve onlara gerçeği, gerçek anlatıyı ve hikayelerimizi bu anlamda anlatmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.
"YAPMAK İSTEDİĞİMİZ BU BÜYÜK POTANSİYELİ ORTAYA ÇIKARMAK VE SUNABİLMEK"
Markalaşma ve Türkiye Markası Çalışma Grubu adına konuşan Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan da 1,5 yıldır Türkiye'nin markasını büyütmek için çalıştıklarını söyledi.
Türkiye markasının temelini oluşturan değerler ve ortak anlatının yeniden tanımlanması gerektiğini belirten Küçükerdoğan, "Bizim zaten bir Türkiye markamız var. Biz bunu yeniden inşa etmiyoruz. Biz zaten bu markada belli alanlarda güçlüyüz ama yapmak istediğimiz şey bu büyük potansiyeli ortaya çıkarmak ve sunabilmek." ifadelerini kullandı.
Küçükerdoğan, "Türkiye markası modeli kapsamında şöyle bir sonuca ulaştık, asimetrik, ezber bozan, iç ve dış konsorsiyum sağlanmış ve ülke markası farkındalığının çok geniş bir yelpazeye yayıldığı, herkesin bunu gönüllü bir marka elçisi olarak kabul ettiği ve aidiyet geliştirdiği bir model çerçevesine oturtulması gerektiğine vurgu yapılmaktadır." dedi.
"VERİYE HAKİM OLAN GÜNÜMÜZDE DÜNYAYA HAKİM OLUR"
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin de Gelenekselden Dijitale Siyasal İletişim Çalışma Grubu adına yaptığı konuşmada, dijitalleşme ve yapay zeka teknolojilerinin hayatın her alanını köklü şekilde değiştirdiğine dikkati çekti.
Ağ toplumunun ve dijital mecraların sunduğu etkileşim imkanlarının kamusal alanı genişlettiğini ve vatandaşların demokratik müzakere sürecine doğrudan katılmasına imkan sağladığını anlatan Keskin, bunun aynı zamanda dezenformasyon, algoritma güdümlü yankı odaları, siber tehditler ve dijital denetim eksiklikleri gibi riskleri de beraberinde getirdiğini söyledi.
Keskin, "Hakikat ötesi çağın getirdiği bu puslu havada, siyasi aktörlerin itibar yönetimi ile kamuoyunun akılcı karar alma süreçleri, bilgi kirliliği ve manipülasyon karşısında eşi benzeri görülmemiş bir sınavla karşı karşıya." ifadesini kullandı.
"VERİ, MODERN PETROLDÜR"
Siyasal iletişim süreçlerinin etkili biçimde yürütülebilmesi için koordinasyon, ölçümleme ve veriye ihtiyaç duyulduğunu belirten Keskin, "Veri, modern petroldür. Veriye hakim olan günümüzde dünyaya hakim olur." dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Kamu Diplomasisi Dairesi Başkanı Doç. Dr. Oğuz Güner, Kamu Diplomasisi Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda, sivil inisiyatifler ve kamu kurumları arasında güçlü işbirliği mekanizmasının tesis edilmesine dair tavsiye kararı aldıklarını kaydetti.
Güner, "Kamu diplomasisi politikaları, aslında tek taraflı olarak çeşitli unsurlarıyla dış dünyaya yansıttığı genel görünüşü niteleyen imajdan ziyade hedef kitlelere daha dinamik ve derin bir etki doğurup, bilinç uyandıran algı kavramı olarak ele alınmalıdır. Ankara'dan baktığımızda bütün kamu kurumlarımızın aslında hedef kitle probilitesi yaptığını görmekteyiz. Bunun net bir şekilde altını çizmemiz gerekiyor." açıklamalarında bulundu.
Çalışma grubunun, yapay zeka ve yeni medya teknolojilerini ele aldığını aktaran Güner, bunların Türkiye'nin uluslararası imaj ve itibarına katkı sunacak en önemli aktör ve enstrüman olarak değerlendirildiğini söyledi.
"MEDYA, HABERCİLİK VE YAYINCILIK"
Daha sonra "Medya, Habercilik ve Yayıncılık" konulu ikinci oturuma geçildi. Radyo ve Televizyon Yayıncılığında Yeni Yaklaşımlar Çalışma Grubu adına konuşan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, radyo ve televizyon yayıncılığında yaşanan sorunlara yönelik çözüm önerilerini anlattı.
Çalışma grubunun 12 ana konu başlığı belirlediğini bildiren Türk, grup görüşmelerinde kamu yararı, etik ilkeler, kültürel değerlerin korunması, telif hakları, dijital egemenlik, medya okuryazarlığı ve yayıncılık gibi sektörün geleceğini doğrudan etkileyen stratejik başlıkların değerlendirildiğini ifade etti.
"HABERCİLERİN BİLGİLERİ GÜVENLİ KAYNAKLARDAN TEYİT ETMESİ GEREKLİ"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Medya Koordinatörü Osman Küçükdalak, Haber Üretimi ve Vatandaş Gazeteciliği Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda, günümüzde haberlerin kitle iletişim aracılığıyla topluma hızlıca ulaştırıldığını dile getirdi.
Bu araçların "güvenilirlik" ve "tarafsızlık" ilkelerine ne kadar bağlı kaldığının tartışıldığına işaret eden Küçükdalak, "Doğru, güvenilir bilgiyi sunmak toplumun doğru bilgilendirilmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu nedenle habercilerin bilgileri güvenli kaynaklardan teyit etmesi gereklidir." dedi.
Geleneksel kitle iletişim araçlarında karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin hız olduğunu belirten Küçükdalak, "Dijital platformların ve sosyal medyanın haberi yayma hızı geleneksel medyanınkinden daha fazladır.
Türkiye'nin habercilik pratiği, hızlı haber üretimi üzerine yoğunlaşmıştır ancak bu hızlılık çoğu zaman doğrulama süreçlerinin atlanmasına yol açmaktadır. Yine de sosyal medyada yayınlanan ve kaynağı belli olmayan haberlere göre profesyonellerin ürettiği haberlerin belirli kaynaklarla teyit edilmiş olması nedeniyle güvenilirliği daha fazladır." değerlendirmelerinde bulundu.
Yerel Medyanın Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalışma Grubu adına konuşan Medya Derneği Başkanı Ekrem Kızıltaş, "yeni medya" çağında olunmasına rağmen hala en güvenilir mecranın basılı gazeteler olduğunu söyledi.
Yerel medyanın maddi sıkıntılar yaşadığını belirten Kızıltaş, yerel medya kuruluşlarına destek ve teşvik sağlanması gerektiğini dile getirdi.
"MEDYA OKURYAZARLIĞI TÜM YAŞ GRUPLARINA ÖĞRETİLMELİ"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir de Medya ve Dezenformasyon Çalışma Grubu adına yaptığı sunumda, dezenformasyonla mücadele kapsamında, medya okuryazarlığının tüm yaş gruplarına zorunlu ve güncel olarak öğretilmesi gerektiğini ifade etti.
Demir, "Bağımsız doğrulama platformları ve güvenilirlik sertifikalarının yaygınlaştırılması, ifade özgürlüğü korunarak şeffaf ve caydırıcı yaptırımların uygulanması, hızlı doğrulama ve veri izleme sistemlerinin güçlendirilmesi, aileler, sivil toplum kuruluşları (STK) ve kanaat önderlerinin sürece aktif dahil edilmesi, kamu ve özel sektör kuruluşları arasında güçlü işbirliği sağlanması ve kriz dönemlerinde bilgi kirliliğini önlemek amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde dijital kriz yönetimi ve doğrulama mekanizmaları geliştirilmesi" gerektiğini vurguladı.
Panel, oturumlarla devam ediyor.
CHP'de istifa dalgası: 200'ün üzerinde belediye başkanı kararını açıkladı
Haber İçi Banner
Etiketler:
#Milliyet #İletişimBenzer Haberler
Temmuz ayında zehir tacirlerine ağır darbe
29.07.2026
SON DAKİKA | Gülistan Doku soruşturmasında 8 şüpheli adliyeye sevk edildi
29.07.2026
Washington'da kritik zirve! Vance ve Netanyahu görüştü
29.07.2026