🔹 Orman Yangınlarına Havadan Müdahale Artırıldı 🔹 Marmara ve Kuzey Ege için fırtına uyarısı 🔹 Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişiminde bulunan FETÖ mensubu B.K. yakalandı 🔹 Rusya'nın Kiev'e düzenlediği hava saldırısında 9 ölü, 28 yaralı 🔹 Milli Savunma Üniversitesi 10. Yılını Kutluyor 🔹 Tuna Nehri'nde Su Seviyesindeki Düşüş Devam Ediyor 🔹 Beykoz ve Arnavutköy'de Denize Girmek Yasaklandı 🔹 ABD ve İsrail'in İran'daki enerji altyapısına yönelik bombalama planı iddiaları 🔹 Bakan Bolat: Sarp Gümrük Kapısı, Asya ülkelerine açılan önemli bir geçiş koridoru 🔹 Üniversitelerde İdari Personelin Naklen Atanma Tercih İşlemleri Ağustos'ta Yapılacak
Gündem

Disiplinim sayesinde 26 yıldır bu sektördeyim

Disiplinim sayesinde 26 yıldır bu sektördeyim

Uluslararası top model Tülin Şahin, yeni kitabı Diyet Yapmıyoruz ile okurlarının karşısına çıktı. Şahin, diyet listelerinden sosyal medyanın yarattığı güzellik baskısına, kadın bedeni üzerindeki beklentilerden moda sektöründeki değişime kadar birçok merak edilen konuyu değerlendirdi. Sağlıklı yaşamın yasaklarla değil, doğru alışkanlıklarla mümkün olduğunu vurgulayan Şahin, 26 yıllık kariyerindeki başarısını ise “26 yıldır bu sektördeysem disiplinim sayesinde” sözleriyle özetledi.

Uzun yıllar uluslararası podyumlarda Türkiye'yi temsil eden Tülin Şahin, modellik kariyerinin ardından sunuculuk, girişimcilik ve yazarlık alanlarında da çalışmalarını sürdürüyor. Şahin, Sahi kitap'tan çıkan Diyet Yapmıyoruz ile okuyucularıyla buluştu. Kitabında, yıllardır insanları aynı döngünün içine hapseden diyet anlayışını sorgularken, sağlıklı yaşamın yasaklarla değil, sürdürülebilir alışkanlıklarla mümkün olduğunu anlatıyor.
Beslenmeden kadınların üzerindeki güzellik baskısına, sosyal medyanın dayattığı kusursuz beden algısından influencer kültürüne, annelikten moda sektörünün geçirdiği dönüşüme kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulunan Şahin, özellikle sosyal medyanın yarattığı tek tip güzellik anlayışını ve hızla tüketilen popüler kültürü eleştiriyor. Tülin Şahin ile yeni kitabını, değişen güzellik algısını, sağlıklı yaşamı ve 26 yıllık kariyerinden süzülen deneyimlerini konuşmak üzere bir araya geldik.

- Son kitabınız Diyet Yapmıyoruz, hayırlı olsun. İsmi oldukça iddialı ve kulağa hoş geliyor. Gerçekten artık diyet yapmıyor muyuz Tülin Hanım?
- Çok teşekkür ederim. Kitabın ismi aslında vermek istediğim mesajı özetliyor. Evet, çok iddialı ama kulağa hoş gelmesine sevindim. Çünkü bana göre bitmesi gereken şey sağlıklı beslenme değil, yıllardır hayatımızı yöneten diyet kültürü. Sürekli başlayıp bıraktığımız listeler, yasaklar, suçluluk duygusu ve bitmeyen "Pazartesi başlıyorum" döngüsü... Bunların hiçbiri sürdürülebilir değil. Hiç kimse için değil.
İnsanlar bilgiye hiç olmadığı kadar yakın ama kendi bedenlerinden hiç olmadığı kadar uzak. Ben bu kitapta yeni kurallar koymuyorum. Tam tersine, yıllardır üzerimize yüklenen kuralları sorgulamaya davet ediyorum. Çünkü bedenimizle kurduğumuz ilişkiyi değiştirmeden, sadece tabağımızı değiştirmek uzun vadeli bir çözüm olmuyor.
Diyet yapmak yerine bedenimizi tanımayı, onun ihtiyaçlarını anlamayı ve yemekle yeniden sağlıklı bir ilişki kurmayı öğrenmemiz gerektiğine inanıyorum. Çünkü sağlık birkaç haftalık bir hedef değil, ömür boyu süren bir yaşam biçimi.

- Diyet çağı bitti mi yani? Diyetisyenler artık diyet listeleri vermemeli mi?
- Bence bitmesi gereken şey tek tip diyet anlayışı. Aynı listenin herkese iyi geleceğine inanmak, insan bedenini yeterince tanımamak demek. Bunu tecrübe ile sabit söylüyorum; Türkiye'ye ilk geldiğimde 32 kg alıp verdim. Tek tip gıda beslenme ne varsa denedim, hiçbir işe yaramadı. Ne zaman ki kendi ritmime bedenime kulak verdim, 32 kg gitti. Zaten o yüzden ilk kitabı 22 yaşımda yazdım, çok merak edildiği için. Tam 32 baskı yapmıştı. Hepimizin genetiği, yaşam biçimi, hormonları, hareket düzeyi ve hatta psikolojisi farklı. Diyet nasıl tek tip olsun ki? Öyle değil mi?
Diyetisyenlerin rolü bugün belki de her zamankinden daha önemli. Ama artık sadece liste veren değil; kişinin yaşamını, alışkanlıklarını ve bedenini birlikte değerlendiren bir yol arkadaşı olmaları gerekiyor. Kişinin 7/24'ünü bilmesi gerekiyor. Çünkü insanlar artık sadece kilo vermek istemiyor. Daha enerjik olmak, daha iyi uyumak, daha sağlıklı yaş almak istiyor. Bu da yasaklarla değil, sürdürülebilir alışkanlıklarla mümkün. Benim kendi yaşadıklarım da etrafımda gördüklerim de bunlar.

Disiplinim sayesinde 26 yıldır bu sektördeyim

- Ekmek, makarna, pilav, pizza... Bunlar gerçekten "cız" mı?
- Bir dilim pizza ile kilo alınmaz, bir salata ile de hemen kilo verilmez. Her gün salata yemek istikrar gerektir. Ama ikisini de yerseniz hayattan keyif alırsınız, bir bakmışsınız kilolar gitmiş. Yine tecrübe ile sabit... Ertesi gün kendimizi hiçbir şey yemeyerek 'cezalandırmak' yerine 'dengelemek' daha doğru. Oysa dünyaya baktığınızda uzun ve sağlıklı yaşam denince akla gelen toplumların hiçbiri tek tip beslenmiyor. Akdeniz ülkelerinde ekmek de var, makarna da var... Ama sofrada acele yok, suçluluk yok. Tek bir öğün sizi sağlıksız yapmadığı gibi, tek bir salata da sizi sağlıklı yapmaz. Sağlığı belirleyen şey, yıllar boyunca kurduğunuz yaşam biçimidir. Yemeği vicdan muhasebesine çevirdiğimizde sadece metabolizmamız değil, zihnimiz de yoruluyor. Zihin yorulunca stres devreye giriyor. İşte o stres, kortizol hormonunu artırıyor. O işte size 'su içsem yarıyor' dedirten. Bedeni de zihni de strese sokan bizleriz.

- Siena'yı güzellik algısı konusunda nasıl yetiştiriyorsunuz?
- Anne olduktan sonra güzellik kelimesinin anlamı benim için de değişti. Siena'nın büyürken dış görünüşünden önce karakteriyle, merakıyla, vicdanıyla ve özgüveniyle kendisini bulmasını isterim. Kız çocukları tabii çok meraklılar, ışıltılar, pembeler... O kaçınılmaz bir dünya. Ama ben kızıma her gün bir kitap okumanın en büyük güzellik olduğunu söylüyorum. O da zaten beni öyle görüyor; baş ucumda bir sürü kitap duruyor, her gün okuduğum. Çantama her zaman bir kitap koyarım, o da aynısını yapıyor. Yakın zamanda gördü, şu ana kadar 18 tane kitap yazdığımı inanamadı, "Anne ben de yazabilir miyim?" diye sordu. Her çocuk zaten bir melek, zaten çok güzeller. Ama onlara sürekli "çok güzelsin, çok güzelsin" dersek, onlar sadece bununla ilerlemeyi tercih edecekler. Benim bakış açım bu. Ama tabii ebeveynlik de diyet kadar kişiye özel, öyle değil mi? Elbette sağlıklı beslenmeyi öğretiyorum. Yaşıtları hatta ondan küçükler bile sürekli meyve suyu, kola, çay, kahve içtiklerini görüyorum, inanamıyorum. Siena içecek olarak sadece su, ayran ve süt içiyor bu yaşına kadar. Mevsiminde meyve ve sebzelerini yemesi gerektiğini biliyor.

KADIN BEDENİ HER DÖNEMDE YENİDEN TANIMLANDI

Disiplinim sayesinde 26 yıldır bu sektördeyim

- Kadınlar hep fit ve hep zayıf mı olmalı? Yoksa popüler kültür bizim güzellik anlayışımızı kapitalist sistemin işine geldiği gibi mi değiştirdi?
- Mesele hiçbir zaman zayıflık olmadı; mesele kadın bedeninin her dönemde yeniden tanımlanması oldu. Her dönemin bir güzellik ikonu oluşuyor. Bugün ise "wellness" görünümü öne çıkıyor. Tüm gün üzerlerinde sabahtan akşama kadar spor kıyafetleri olan, ellerinde green juice'leri eksik olmayan, spor ile takıntılı bir durum yaşayan kadınlar görüyoruz. Güzellik trendleri hızlıca değişiyor, maalesef kadınlar buna hızlıca ayak uydurmaya çalışıyor. Ama demiyorlar ki, "Ya ben bunlardan biri olmak zorunda mıyım?" İşte tam da burada yorgunluk, suçluluk... Ne ararsanız devreye giriyor. Elbette salın demiyorum ama kendi kalıbınız çapında, kalibresinde bir şeyler yapın. Herkes pilates yapıyor diye yapmak zorunda değilsiniz. Belki sizin bedeniniz boks yapmaya uygun. Hiç denediniz mi? Çünkü modası geçen şey bedenin görünümü değil, trendlerin kendisi. Bedenin modası, trendi olmaz. Herkes sahip olduğu bedene en iyi şekilde bakmalı, ona uygun ve iyi geleni yapmalı. Ve onu yaşının en iyisi yapmalı.

KARİYER VİRAL İÇERİKLE DEĞİL VERDİĞİNİZ EMEKLE İNŞA EDİLİR

- İnsan kendi bedenini nasıl tanır?
- Biz aslında çok iyi tanıyoruz da unutuyoruz. O bize hep bir şeyler fısıldıyor ama biz o çığlık atana kadar harekete geçmiyoruz. Modern hayat bize bedenimizi dinlemeyi değil, yönetmeyi öğretti. Akıllı saatler ile kaç kalori aldık, kaç adım attık... Sürekli ölçüyor ama çok az hissediyoruz. Oysa bedenini tanımak; gerçekten aç olduğun için mi yoksa stresli olduğun için mi yemek istediğini anlayabilmekle başlıyor. Hangi besinler sana iyi geliyor, hangileri seni yoruyor... Bunları fark etmek gerekiyor. Ama maalesef bunları fark etmeye vaktimiz yok. Çok acı buluyorum bunu. Ben kitabımda insanlara yeni kurallar vermiyorum. Yıllardır susturdukları bedenlerini yeniden dinlemelerini öneriyorum. Çünkü en doğru cevap çoğu zaman zaten bedenimizin içinde.

Etiketler:

#Tülin Şahin