Sığırcıkgiller familyasına ait olan çiğdeci, kahverengi tüylü, sarı bacaklı ve göz çevresinde sarı çıplak deri bulunan zeki bir kuş türüdür.
Geniş beslenme yelpazesi, şehir yaşamına kolay uyum sağlaması ve diğer kuş türleriyle girdiği rekabetle dikkat çeken çiğdeci, yerli kuş popülasyonları üzerinde baskı oluşturuyor.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Ergün Bacak, çiğdecinin hem bitkisel hem de hayvansal gıdalarla beslenebilmesinin, şehir yaşamına uyum sağlamasında önemli bir rol oynadığını belirtti.
Bacak, çiğdecinin Türkiye'de 2000'li yılların başından beri görüldüğünü ifade ederek, "Özellikle zekası, taklit yeteneği ve güzel sesi nedeniyle kafes kuşu olarak besleniyor ve bu nedenle başka ülkelere taşınıyor. Ülkemizde de pet hayvanı olarak kafeste beslenen kuşların doğaya kaçması veya bırakılması sonucu popülasyonu artıyor." dedi.
İSTANBUL'UN FARKLI NOKTALARINA YAYILDI
Kuşun, şehirlerde meyve ve böceklerden insan kaynaklı gıda atıklarına kadar geniş bir besin kaynağından yararlanabildiğini aktaran Bacak, bu sayede popülasyonunu hızla artırdığını anlattı.
Bacak, İstanbul'da çiğdecileri ilk kez 2000'li yılların başlarında Kartal Devlet Hastanesi yakınlarında küçük gruplar halinde gözlemlediğini belirterek, son 7-8 yılda özellikle Gülhane Parkı'nda bu türün yoğunlaştığını, Yıldız Parkı, Emirgan Korusu ve Marmara Üniversitesi Maltepe Kampüsü gibi birçok farklı noktada da görülmeye başladığını kaydetti.
Türün uygun yuvalama ve beslenme alanları buldukça kent geneline yayıldığını belirten Bacak, papağanlar kadar dikkat çekmediği için şehirdeki yayılışının fazla fark edilmediğini söyledi.
DÜNYANIN EN İSTİLACI 100 CANLISI ARASINDA YER ALIYOR
Çiğdecinin dünyanın en istilacı 100 canlı türü arasında yer aldığını vurgulayan Bacak, bu listede yer alan diğer iki kuş türünün sığırcık ve kırmızı karınlı Arap bülbülü olduğunu ifade etti.
Türün yalnızca geniş besin yelpazesiyle değil, diğer kuşlarla girdiği rekabet nedeniyle de risk oluşturduğunu belirten Bacak, "Çiğdeci, adaptasyon yeteneği ve geniş besin yelpazesi sayesinde hayatta kalma konusunda oldukça başarılı. Diğer kuşların yuvalarını kapma ve besinlerini alma yetenekleri nedeniyle serçelerin, sığırcıkların ve diğer kuşların popülasyonunu olumsuz etkileyebiliyor." şeklinde konuştu.
Kartal çevresi ve Gülhane Parkı'nda yüzlerce bireyden oluşan çiğdeci popülasyonunun bulunduğunu dile getiren Bacak, "Yavrular hayatta kaldıkça, kedi mamaları, ekmekler ve diğer gıda atıkları çiğdeciler için besin kaynağı olmaya devam edecek." dedi.
Bacak, Tarım ve Orman Bakanlığı, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle popülasyonun düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini, gerekli görülmesi halinde üremenin kontrol altına alınmasına yönelik insani yöntemlerin değerlendirilmesinin faydalı olacağını söyledi.
Yerli türlerin yaşam alanlarının korunmasının, İstanbul'un biyolojik çeşitliliğinin sürdürülebilmesi açısından kritik önem taşıdığını belirten Bacak, "İstilacı tür çiğdeci, yeşil papağan gibi türler ve kediler, kargalar, martılar, serçeler gibi şehirle özdeşleşen türlere zarar veriyor." değerlendirmesinde bulundu.
İSTANBUL'UN SİMGE KUŞLARI DEĞİŞİYOR
Bacak, İstanbul'un tarih boyunca martılar, yelkovanlar, leylekler ve serçelerle özdeşleştiğini, ancak kent ekolojisindeki değişimle birlikte farklı türlerin daha görünür hale geldiğini anlattı.
İskender papağanı, yeşil papağan ve çiğdecinin artık İstanbul'da sık görülen türler arasında yer aldığını dile getiren Bacak, bunun kentteki yoğun insan nüfusu ile geçmiş yıllardaki egzotik kuş ticaretinin sonucu olduğunu ifade etti.
Serçelerin ise değişen mimari nedeniyle yuva yapacak alan bulmakta zorlandığını belirten Bacak, Avrupa'da bazı ülkelerin yeni yapılarda kuş yuvalarını zorunlu hale getirerek serçe popülasyonunu korumaya yönelik uygulamalara geçtiğini aktardı.
Bacak, Türkiye'de de kuşların barınabileceği yaşam alanlarının artırılmasının önemine dikkat çekti.