İspanya yönetimindeki Ceuta kentinde meydana gelen göç krizi, Avrupa'nın dış sınırlarını koruma kapasitesinin yanı sıra Schengen bölgesindeki serbest dolaşım konusunu da yeniden gündeme getirdi.
İtalya, yaklaşık 50 bin düzensiz göçmenin Ceuta'ya girişinin ardından İspanya ile Schengen uygulamasını geçici olarak askıya alarak hava ve deniz yoluyla gelenlere yönelik sınır kontrollerini yeniden başlatacağını duyurdu. Bu durum, Avrupa turizm sezonuna dair endişeleri artırdı.
Fransa'nın İspanya sınırındaki kontrolleri sıkılaştırması ve Portekiz'in güney sınırındaki güvenlik önlemlerini artırması, Avrupa Birliği'nin sınır güvenliği ile serbest dolaşım arasında nasıl bir denge kuracağı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
İtalyan makamları, kontrollerin seçici olacağını ve ağırlıklı olarak Avrupa Birliği vatandaşı olmayan yolcuları hedef alacağını belirtse de, kararın en önemli etkisinin turizm sezonunda verdiği mesaj olduğu değerlendiriliyor. Avrupa turizmi, özellikle tek seyahatte birden fazla ülkeyi kapsayan rotalara dayanıyor.
Schengen Anlaşması, yalnızca sınır kontrollerini kaldıran bir düzenleme olmanın ötesinde, Avrupa'nın küresel turizmdeki en güçlü pazarlama unsurlarından biri olarak görülüyor. Bu sistem sayesinde turistler, sınır kapılarında tekrar tekrar kontrol edilmeden birçok şehir ve ülke arasında rahatça seyahat edebiliyor. Özellikle Körfez ülkeleri, Asya ve Amerika kıtasından gelen ziyaretçiler açısından çok duraklı Avrupa turları büyük önem taşıyor.
Eurostat verilerine göre, Avrupa Birliği içinde hava yoluyla seyahat eden yolcu sayısı 2025 yılında yüzde 4,9 artarak 1,093 milyara ulaşacak. Aynı yılın son çeyreğinde AB havalimanları 255 milyon yolcuya hizmet verirken, 27 üye ülkeden 26'sında yolcu sayısı artış gösterdi.

2025 yılında 272,1 milyon hava yolcusuyla İspanya ilk sırada yer alırken, Almanya 207,2 milyon, İtalya ise 193,3 milyon yolcu ağırladı. Bu da krizde adı geçen ülkelerin Avrupa'nın en büyük turizm pazarları olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlar, Schengen tartışmasının yaz sezonunun en yoğun döneminde gündeme gelmesinin psikolojik etkisinin pratik etkisinden daha fazla olduğunu belirtiyor. Özellikle Körfez ülkeleri ve uzak pazarlardan gelen turistler, yalnızca tek bir Avrupa ülkesini değil, Fransa, İtalya, İspanya, İsviçre ve Avusturya gibi birçok destinasyonu kapsayan programlar hazırlıyor. Bu nedenle sınır kontrollerinin sıkılaştırılacağı yönündeki haberler, bazı turistlerin güvenini olumsuz etkileyebilir.
Şu ana kadar otel fiyatlarında veya rezervasyon talebinde doğrudan bir düşüş gözlenmediği, yüksek konaklama fiyatlarının sezonun güçlü seyrettiğini gösteriyor.
Uzmanlar, Schengen'e üye 29 ülke arasında kolay ulaşımın Avrupa'nın en büyük turizm avantajlarından biri olduğunu vurguluyor. Uzun süreli sınır kontrollerinin en çok kara yolu turizmini etkilemesi bekleniyor. Otobüsler ve özel araçlarla yapılan sınır geçişlerinin uzaması, çok duraklı turları zorlaştırabilir. Ancak oteller ve kruvaziyer turizmi üzerindeki etkinin, rezervasyonlarda ciddi bir düşüş yaşanmadığı sürece sınırlı kalacağı değerlendiriliyor.
Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi'nin araştırmasına göre, Schengen sınırlarında bekleme sürelerinin düzenli olarak 3-4 saate ulaşması halinde Avrupa, 41 milyon turistik ziyareti ve yaklaşık 45,4 milyar dolarlık turizm harcamasını riske atabilir. Araştırmaya katılanların yüzde 33'ü, uzun sınır kuyruklarının kalıcı hale gelmesi durumunda Avrupa'yı ziyaret etme isteğinin azalacağını ifade etti.
AB ülkeleri daha önce de 2015 göç krizi, terör saldırıları ve Covid-19 salgını sırasında iç sınır kontrollerini geçici olarak yeniden uygulamaya koymuştu. Uzmanlara göre mevcut önlemlerin geçici kalması halinde ekonomik etkiler sınırlı olacaktır. Ancak uygulamaların uzaması veya başka ülkelere yayılması durumunda tur operatörleri seyahat programlarını yeniden düzenleyebilir ve talebin bir kısmı alternatif destinasyonlara kayabilir. Biyometrik pasaportlar, akıllı sınır kapıları ve yapay zeka destekli kontrol sistemleri, güvenliği artırırken yolcu akışını hızlandırabilecek kalıcı çözümler arasında yer alıyor.