Merkez bankalarının uzun süredir beklenen toplantılarından faiz indirimi yönünde bir karar çıkmadı. Faiz politikasıyla ilgili beklentiler ise eylül ayı ve sonrasına ötelenmiş görünüyor. Faizlerin sabit tutulması, savaşın yarattığı belirsizlik ve petrol fiyatlarının mevcut seyri nedeniyle piyasalardaki zayıf görünümün bir süre daha korunması muhtemel.
PİYASALARIN gündeminde bugünlerde merkez bankaları var. ABD, İngiltere ve Japonya merkez bankaları geçen hafta toplantılarını yaptılar ve beklendiği üzere faizleri sabit bıraktılar. değişikliğiyle ilgili beklentiler eylül ve sonrasına ertelenmiş durumda. Hatırlanacağı üzere 23 Temmuz’da da TCMB ve Avrupa toplantıları vardı ve faiz değişmemişti. ABD-İran savaşı devam ederken petrol fiyatlarındaki yükseliş eğilimi korunuyor. Savaşın seyrine göre bazen geri çekilme olsa da petrol fiyatları genelde yüksek seyrini sürdürüyor. Bu maliyet enflasyonu demek. Enerji maliyetlerinde kalıcı bir düşüş olmadan merkez bankalarının faiz indirimi yapmaları zor.
Toplantıların ardından yapılan konuşmalarda, enflasyon kaygısı başkanlar tarafından sıkça vurgulanan bir durum. Gerek ABD, gerekse Japonya ve Avrupa merkez bankaları başkanlarının açıklamalarında öncelikli konu enflasyon ile mücadele. Çarşamba günkü ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı sonuçlarını piyasalar önce ‘şahin’ olarak algıladı. Bu toplantıda, 2016’dan bu yana ilk defa politika değişikliğine ilişkin aynı yönde, yani faiz artırımı için üç üye oy verdi. Faizin sabit kalması yönünde Fed üyeleri arasında görüş birliği yok. İleriye yönelik projeksiyon yapmak konusunda Fed Başkanı Kevin Warsh ise iyi bir referans değil. Elini belli etmiyor, piyasalarla iletişimi çok sınırlı tutuyor. Bu şartlar altında Fed toplantısı sonrası tahvil faizleri arttı, borsalara satış geldi.
Sonraki aşamada eylül sonrası faiz artırım olasılığı yüzde 60’lara çekilince, hatta bazı kesimler faiz indiriminden söz edince algı değişti. Ertesi gün borsalarda alım, dolarda zayıflama, Euro’da güç kazanımıyla altın ve gümüş fiyatlarında yükseliş gözlendi. Fakat bu hareketler de güç kazanamadı. Şahin tarafın dayanak noktası ‘Enflasyon halen yüksek, şavaş ve petrol fiyatları konusunda belirsizlik var’ şeklinde. Buna karşılık faizde artırım beklemeyenler hatta faiz indirimi gelebileceğini söyleyenlerin tezi ise şöyle;
“ABD’de kasım ayında yapılacak nedeniyle kamuoyu desteğini kaybeden Trump seçim öncesi savaşı bitirebilir. Petrol fiyatları yükselse de eski zirvelerinden uzakta ve yükseliş hızı düştü. Enflasyonda zirve görüldü, hatta gerilemeler başladı. Ekonomilerde yavaşlama söz konusu, geçen hafta ABD büyümesi (GSYH) yüzde 1.5- yüzde 2.1 ile beklentilerin altında kaldı. ABD’nin 39 trilyon dolarlık kamu borcu, yılda 1 trilyon dolar civarında faiz gideri var, faizi artırarak faturayı daha da yükseltmek istemez. Seçim öncesi faizi düşürerek borsalara ve ekonomiye can suyu verip morali yüksek tutmak isteyebilir.”
Bu yaklaşım ‘Cep iyiyse moral iyidir’ anlayışı bir bakıma. Bu açıdan faiz yükseltmek çok da akılcı değil gibi bir yaklaşım var. Dolayısıyla piyasalarda kararsızlık hakim. Mevcut tablo iyi değil, ileriye yönelik yol haritası da belirlemek zor. Ancak iyiye daha çabuk inanılır, bir şairimizin dediği gibi ‘Dişime gelen işime gelir’ hesabı bir durum da olası. Mevcut fiyatlama eylül ve sonrası için faiz artırımının zor olacağı, hatta indirim gelirse sürpriz sayılmayacağı noktasına evrilmiş görülüyor. En azından fiyatlamalarda bu sinyaller var. Bunun yanında Japonya Merkez Bankası faizi sabit bırakırken sonraki toplantılar için faiz artırım sinyali verdi. İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey, ülkede dezenflasyonun devam ettiğini ancak Ortadoğu’daki savaş nedeniyle yaşanan enerji şoku ve yüksek seyreden fiyatların, enflasyonda yukarı yönlü baskılar oluşturduğunu dile getirdi. Bailey, mevcut verilere bağlı olarak politika faizini sabit tutma kararı aldıklarını anımsattı ve bankanın ‘faiz artışına doğru ilerlemediğini, sadece bu sefer faizi sabit tuttuğunu’ belirtti. Açıklamadan anlaşılacağı üzere onun da görüşlerinde ileriye yönelik netlik yok.
Gelecek aylara ilişkin birçok görüş ve beklenti dillendiriliyor olsa da temel referans noktası, ABD-İran savaşının seyrine bağlı olarak petrol fiyatları ve enflasyon olacak. Bu aşamada ‘en kötü görüldü’ anlayışının öne çıkması, olumsuzlukların önemli ölçüde fiyatlanması ve ABD seçimleri öncesi moral ihtiyacı gibi nedenlerle sonbahara ilişkin beklentilerde iyimserliğin ağır bastığı bir süreç düşününebilir. Bununla birlikte merkez bankalarının faizi sabit bırakması, savaş belirsizliği ve petrol fiyatlarının mevcut durumu nedeniyle bir süre daha piyasalardaki zayıf görünüm korunabilir.
Son gelişmelere en az tepki veren yatırım araçlarının başında altın ve gümüş geliyor. Güvenli liman işlevi zayıfladı ve bir süreliğine dolara emanet verildi. Fiyatlama davranışları açısından ABD-İran savaşı nedeniyle algı değişimi söz konusu. Altın, son aylarda dolar ve ABD tahvil faizlerindeki değişime daha çok tepki veriyor. Değerli konumunu sürdüren dolarda ise son günlerde görülen zayıflama, altın fiyatlarında hafif tepki alımlarına neden olsa da güç kazanamadı.
ABD tahvil faizlerinde düşüş çok sınırlı kaldı, ABD 10 yıllık tahvil faizi cuma günü yükselerek yüzde 4.74 oldu. Dolar Endeksi’nin 100 seviyesinin altında kalıcı olması, tahvil faizlerinde gevşeme ve altının onsunun 4.200 doları geçmesi, tepki alımlarının devamı konusunda daha iyimser olmayı sağlayacak. Teknik açıdan destek olarak 3.900-4.000 bandı kısa dönem için kuvvetlendi. Bu seviyenin üzerinde mevcut pozisyonların korunmasında yarar var. Pozisyon artırmak için ise 4.200 dolar seviyesinin üzerinde kalınması gerekecek.
Kısa vadeli trade (al-sat) amaçlı işlemler öne çıkmış durumda. 3.900 dolar seviyesinin üzerinde orta ve uzun dönem ‘tut’ konumu korunabilir. Beklentilerin aksine, 3.900 seviyesinin altında kalınırsa satış baskısının devamı beklenebilir.
Gram/TL altın için ise 5.920-6.320 bandı yön ve pozisyon tayini konusunda izlenebilir.
Piyasalar yarın açıklanacak temmuz ayına ait verileri yakından izleyecek. TCMB’nin son toplantı metninde de vurgulandığı üzere beklentiler yüksek. Piyasa aylık bazda yüzde 1.82, yıllıkta yüzde 31.86 artış bekliyor. Haziran’da aylık yüzde 0.99, mayıs ayında yüzde 1.71 idi. Yüksek petrol fiyatlarının yansıması var ve gıdada yaz aylarındaki mevsimsellik etkisi pek hissedilmedi. TCMB’nin 10 Eylül toplantısı açısından çok belirgin bir referans olmayacağı için beklendiği gibi yüksek gelse de temmuz enflasyon verilerinin piyasalara etkileri sınırlı kalabilir. Faiz kararı için eylül enflasyonu da önemli olacak.
TCMB tarafından açıklanan 24 Temmuz ile biten haftanın verilerine göre yabancı yatırımcılar, 38 milyon dolarlık , 805 milyon dolarlık tahvil ve bono alımı yaptılar. Ağırlık yine tahvil ve bonoda. Hisse senetlerinde 6, tahvil ve bonoda 7 haftadır yabancı yatırımcıların alımları kesintisiz sürüyor. Devam eden yabancı girişlerine (sıcak para) rağmen borsanın baskı altında kalması dikkate değer. Bu durumu; yabancı alımlarının hisse senetlerinde miktar olarak düşük olmasına, yüksek faiz ile olumlu fiyatlamaya konu olacak beklenti ve gündem eksikliği nedeniyle yerli katılımının zayıf kalmasına bağlamak yerinde olacak. Aynı hafta TCMB brüt rezervleri 2.1 milyar dolarlık artışla 162 milyar dolar, yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı ise 2.9 milyar dolarlık artışla 233 milyar dolar oldu.
Borsada tepki alım denemelerine rağmen düşüş trendi ve destek arayışı devam ediyor. İlk destekler 13.000-12.900 bandında. Trend desteği olan bu seviyelerin üzerinde tepki alımları görülebilir. İlk direnç ise 13.500’de bulunuyor. Tepki alımlarının devamı için bu seviyenin üzerinde kalınması gerekecek. Bu durumda sonraki dirençler 13.900-14.000 seviyelerinde. Endekste düşüşlere bağlı olarak tepki alımları görülebilir. Ancak direnç seviyelerinde satışla karşılaşma olasılığı yüksek.
Yukarıda yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir, yatırımcı profilinize uymayabilir.